"Türk usulü cami" olay oldu
Gazete Vatan - 03.09.2008
 

Bolu'da, Selçuklu mimarisinden esinlenerek cami yaptıran Yurdaer Kalaycı, farklı mimarisi nedeniyle camiye kilise benzetmesi yapanların kendisini müftülüğe şikayet ettiğini, camideki Türk sembollerinden sekiz köşeli yıldızı `Davut yıldızı'na benzetenlerin de İsrail ajanlarından para alarak Yahudi mabedi yaptırdığını öne sürdüklerini söyledi. Bunlara aldırmadan, kütüphanesi, sergi ve seminer salonları, terapi odalarıyla külliye şeklindeki camiyi Ramazan ayında ibate açan Kalaycı, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Mevlana'nın sözleri ile camiyi süsledi.

Unutulan Türk yemeklerini `Yurdaer Mutfak Sanat Merkezi' adını verdiği otelinde müşterilerine sunan ve aynı zamanda ressam olan Yurdaer Kalaycı, evinin bulunduğu Dağkent Mahallesi'ne, Selçuklu mimarisini örnek alarak cami ve külliye yaptırmaya karar verdi. Bin 200 kişilik caminin projelerini kendisi çizen Kalaycı, caminin her köşesinde sanatçı kişiliğini de gösterdi. Tüm hat, vitray, ağaç oyma işlerini kendisi yapan Kalaycı, farklı görüşleri aynı çatı altında toplamak için Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli ve Mevlana'nın sözlerini yazdırdı.

Bünyesinde 4 terapi odası, 4 seminer ve sergi salonu, 1 kütüphane ve şadırvan, bahçesinde ise çocuk parkı ile spor aletlerinin bulunduğu Yurdaer Camii Külliyesi, 2 yıllık çalışmanın ardından Ramazan ayı ile birlikte ibadete açıldı.

Mimarisi ile büyük beğeni toplayan cami, namaz saatlerinin dışında da ziyaretçilerle dolup taşıyor. 6 metre yüksekten şadırvana akarken yankılanan su sesi insanı etkiliyor. Çiçekler ayrı bir renk katarken, önümüzdeki günlerde ise kanaryalar ve akvaryumlara konulmak için balık alınacak. Namaz saatleri dışında ise tasavvuf müziği çalınacak.

"Kilise Sandılar"

Camiyi varilden minaresi olan, estetikten yoksun camilerden farklı yapmak istediğini belirten Yurdaer Kalaycı şunları anlattı:

"Projeyi kendim çizdim. Uygulamaya geçtiğimizde piramit tavanı görünce `Yurdaer papaz olmuş kilise yapıyor' dediler. Kızmadım, gücenmedim. Çünkü bu eleştiriyi yapanlar bilgi eksikliği içindeydiler. Bizim kök kültürümüzde, Selçuklu döneminde camilerimizde kubbe uygulaması yoktu. Ben minare uygulamasını kaldırdım ve piramitin ucuna şerefeyi yerleştirdim. Onu yerleştirirken de kök kültürümüze bağlı kaldım ve ucuna dört tane Türk bayrağı koydum. Çünkü, `Burası Türkiye, ben bir Türküm ve inancımla milliyetimi bütünleştirmeliyim, ülkemi bütünleştirmeliyim' diye düşündüm."

İsrail'den Para Aldı Suçlaması

Kalaycı, cami ve külliyenin her yerinde görünen Türk sembollerinden sekiz köşeli yıldızı `Davut yıldızı' sananlar olduğunu, bu nedenle de İsrail ajanlarından para aldığı iddialarıyla eleştirildiğini kaydederek, şöyle konuştu:

"Bu sekizgen yıldızı ilk koyduğumda dedikodu çıkarıldı. 'Yurdaer, İsrail ajanlarından para almış, ileride Yahudi mabedi yapmak için burayı yapıyor. Çünkü bu simge, bu yıldız, Yahudi'nin Davut yıldızıdır' diyerek bir belge koydular ortaya akıllarınca. Davut yıldızı altı köşelidir ve o da saygıdeğerdir. Ama bu sekizgendir ve cennetin sekiz kapısını simgeler. Caminin yapımı tamamlandıktan sonra insanlar buraya gelerek bize teşekkür etti. Çok beğendiklerini söyledi."

Çocuk Parkı ve Spor Aletleri

Bahçede çocuk parkı ve spor aletleri bulunduğunu da belirten Yurdaer Kalaycı, şöyle devam etti:

"Cami külliyenin bahçesinde çocuk parkı, vücudunda kireçlenme olanlar ve spor yapmak isteyenler için spor aletlerinin bulunduğu bir bölüm var. Sergi, seminer ve eğitim için mekanlar hazırladım. Caminin içerisinde 6 metre yüksekten suların aktığı bir şadırvan var. Kuşlar ve balıklar gelecek. Caminin içine girildiğinde su şırıltısı, kuş sesleri ve müzik olacak. Ayrıca çiçeklerle de donattık. İnsanlar buraya gelince büyük bir ferahlık hissedecekler. Büyük düşünürlerden özdeyişleri büyük granit taşların üzerine yerleştirdim. İnsanlar külliyenin tamamını dolaştıklarında bunları okuyup kendi kendilerini sorgulayabiliyor. Terapi odaları var. İç kubbenin üzerindeki mekena dört terapi odası koydum. Bunlar üç metrekareyi geçmeyen minik odalar. Sürgülü kapılarından içeriye girildiği zaman karanlık bir mekandır. Dua ederek ağır ağır çıkıp kendini ruhsal anlamda hazırlayan insan orada kendisiyle, rabbıyla başbaşa kalıp ruhunu yıkayabilir. Halvete de girilebilir, bunların hepsi mümkün."

Yurdaer Kalaycı, cami külliyenin yapımı için ne kadar para harcadığını ise açıklamak istemedi.